Blog Method

İngilizce okuyarak öğrenmek: sürdürülebilir bir yöntem

İngilizce okuyarak öğrenmek isteyenler için seviye, metin ve tekrar seçimini birleştiren gerçekçi bir çalışma yöntemi.


İngilizce okuyarak öğrenmek: sürdürülebilir bir yöntem

İngilizce okuyarak öğrenmek, her cümleyi Türkçeye çevirmek demek değildir. Ama “hiçbir şeye bakmadan oku” tavsiyesi de çoğu kişi için işe yaramaz. Verimli okuma, anlamı takip edebileceğin bir metin seçmek, belirsizliğe biraz izin vermek ve önemli kelimeleri doğru zamanda yeniden görmektir.

Metni seviyene değil merakına göre de seç

Yıllarca İngilizce dersi görüp bir paragrafta tıkanmak şaşırtıcı değil. Ders kitapları çoğu zaman cümleyi çözmeyi öğretir; akıcı okumayı değil. Başlangıçta amacın bütün kelimeleri bilmek değil, bir sahnede ne olduğunu anlayabilmek olmalı.

Bir hikâyeyi seçerken üç soru sor: Konusu ilgimi çekiyor mu? Bir paragrafı sözlük açmadan kabaca takip edebilir miyim? Metin kısa bölümlere ayrılıyor mu? Bu sorulardan ikisine “evet” diyorsan uygun bir başlangıçtır. Seviye seçimi için seviyeye göre İngilizce kitap seçimi yazısındaki A2, B1 ve B2 ayrımına bakabilirsin.

Üç geçişli okuma

İlk geçişte durmadan oku. Bilmediğin kelimeyi işaretle ama arama. Amaç olay örgüsünü yakalamak. İkinci geçişte sadece anlamı değiştiren veya tekrar eden kelimelere bak. Üçüncü geçişte iki üç cümleyi sesli oku ve yeni ifadeleri kendi cümlenle kullan.

Bu sırada her bilinmeyen kelime eşit değildir. Bir kelime bir kez geçiyor ve hikâyeyi bozmuyorsa bırak. Aynı kelime üç farklı cümlede çıkıyor ya da karakterin ne yaptığını anlamanı engelliyorsa kaydet. [İngilizce kitap okurken her kelimeye bakmamak] bunun pratik eşiklerini anlatıyor.

Haftalık ritim

Haftada beş gün, 15 dakika yeterli bir başlangıçtır. Pazartesi yeni bir bölüm oku; salı aynı bölümü daha az yardımla tekrar oku; çarşamba devam et; perşembe önceki kelimeleri bağlam içinde ara; cuma tüm hikâyeyi kısaca anlat. Bir saatlik kahramanca çalışmadan daha değerli olan, ertesi hafta da açabileceğin ritimdir.

Okuma günlüğüne yalnızca şu üç şeyi yaz: Ne oldu, hangi ifade tekrarlandı, nerede zorlandım? Uzun kelime listeleri okumayı ödev haline getirir. Bağlamdan kopmayan küçük notlar ise sonraki karşılaşmada tanımayı kolaylaştırır.

Türkçeyi destek olarak kullan

Çeviri, metnin yerine geçmediği sürece faydalıdır. Önce İngilizce satıra bak, sonra gerekirse Türkçe desteği aç ve hemen İngilizce cümleye dön. Böylece zihnin “Türkçe oku, İngilizceyi kontrol et” düzenine değil, “İngilizce oku, gerektiğinde destek al” düzenine alışır.

LinguaLex’in kısa hikâyelerde yan yana sunduğu satırlar bu yönteme uygundur: destek gözünün önündedir, fakat ne zaman bakacağına sen karar verirsin. Başlamak için kolay bir hikâye seç ve bugün yalnızca bir sahneyi bitir.