Blog Method

On yıl İngilizce okuyup bir sayfayı neden anlayamıyoruz?

Yıllarca zorunlu İngilizce eğitimi alanların gerçek bir sayfada takılmasının nedenlerini ve okumayı yeniden kurmanın pratik yolunu anlatan bir yöntem.


On yıl İngilizce okuyup bir sayfayı neden anlayamıyoruz?

Türkiye’de İngilizceyle ilk karşılaşmanız büyük ihtimalle bir sınıfta oldu. Yıllarca ders gördünüz; kelime listeleri ezberlediniz, dilbilgisi tabloları doldurdunuz, sınavlarda doğru seçeneği buldunuz. Sonra bir gün kısa bir e-posta, bir ürün açıklaması ya da bir dizi altyazısı açtınız ve metin sanki başka bir dilde yazılmış gibi geldi. «Bunca yıl ne yaptım?» sorusu çok tanıdık.

Bu hayal kırıklığı kişisel bir başarısızlık değildir. Okul, İngilizceyi çoğu zaman haftada birkaç saatlik bir ders ve sınav sorusu olarak kurar. Gerçek okuma ise kelimeleri tek tek tanımaktan fazlasını ister: cümlenin nereye gittiğini tahmin etmeyi, önemli ayrıntıyı seçmeyi ve anlamın bir kısmı eksik olsa bile devam etmeyi. Sınıfta bunlara yeterince yer kalmadığında, yıllar eğitim değil, hazırlık gibi hissedilir.

Sorun kelime sayısından önce alışkanlıkta

Bir sayfada bilmediğiniz on kelime varsa elbette sözlüğe bakabilirsiniz. Fakat çoğu kişi daha önce, bildiği kelimelerle de okuyamadığını fark eder. Çünkü kelimeleri liste halinde tanımak, onları cümle içinde hızla birleştirmekle aynı şey değildir. Ayrıca Türkçedeki cümle düzenine alışmış göz, İngilizcede yardımcı fiilleri, bağlaçları ve kısa ama yön değiştirten kelimeleri kaçırabilir.

Sınıf metninde cevap genellikle metnin içinde açıkça saklıdır. Gerçek metinde ise yazar bazen dolaylı konuşur, bir fikri however ile çevirir, koşulu unless ile sınırlar. Okurdan beklenen her kelimeyi Türkçeye çevirmesi değil, yazarın ne yapmaya çalıştığını anlamasıdır.

Bu yüzden çözüm bir gecede bin kelime ezberlemek değildir. Okuma sırasında hangi parçaların anlam taşıdığını fark etmeyi öğrenmektir.

İlk okuma: sözlüğü kapatın

Kısa bir metin seçin. İlk adımda bilmediğiniz kelimeleri işaretlemeyin bile. Başlığa bakın ve metnin konusunu tahmin edin. Ardından bir kez, yavaş ama durmadan okuyun. Kendinize yalnızca üç soru sorun: Kimden söz ediliyor? Ne değişiyor? Yazar benden ne anlamamı istiyor?

Bu sorulara Türkçe cevap verebilmeniz yeterli. Cevap eksik olabilir. Bir paragrafın ana fikrini yakaladıysanız, kelime kelime çeviriden daha değerli bir iş yaptınız. Çünkü bağlam oluştuğunda sözlükteki onlarca anlamdan hangisinin uygun olduğunu seçebilirsiniz.

İkinci okumada üç ila beş ifadeye bakın. Tek kelime yerine kalıp seçin: be interested in, deal with, as soon as gibi parçalar cümlede birlikte çalışır. Türkçesini yazmakla yetinmeyin; ifadenin geçtiği cümleyi saklayın. Bir hafta sonra aynı kalıbı başka bir metinde tanımak, uzun bir listeyi yeniden okumaktan daha güçlü bir ilerlemedir.

Metni sınıftan hayatınıza taşıyın

Size uygun metin «en kolay» metin değil, bir amacı olan metindir. İş arıyorsanız gerçek ilanları okuyun. İlanlardaki responsibilities ve requirements ayrımı, mesleki İngilizcenin size gerçekten ne söylediğini gösterir. Teknolojiyle uğraşıyorsanız kullandığınız aracın kısa yardım sayfalarına bakın. Seyahat edecekseniz rezervasyon, iptal ve yönlendirme metinlerini okuyun.

Konuya aşina olmanız büyük avantajdır. Her şeyi İngilizce öğrenmek zorunda kalmazsınız; bildiğiniz bir durumu yeni dilde takip edersiniz. Bu, okulda eksik kalan bağlamı geri getirir. Bir hata mesajının neye benzediğini biliyorsanız, birkaç yabancı kelimeye rağmen işlevini tahmin edebilirsiniz.

İlginiz olmayan akademik metinlerle başlamak zorunda değilsiniz. Kısa bir hikâye, sevdiğiniz bir sanatçının röportajı veya merak ettiğiniz bir ürünün incelemesi daha uzun süre okumayı sağlar. Devam etme isteği, başlangıç seviyesinde gizli bir öğretmendir.

Türkçeyi düşman ilan etmeyin

İngilizce öğrenirken Türkçe açıklama görmek bazen utanılacak bir yardım gibi sunulur. Oysa amaç Türkçeyi sonsuza kadar aradan çıkarmak değil, İngilizcenin anlamı taşıdığı zamanı artırmaktır. Önce İngilizce cümleyi okuyun ve bir tahminde bulunun. Sonra gerekirse Türkçe karşılığı kontrol edin, yeniden İngilizceye dönün. Böylece destek, metnin yerine geçmez.

Bir cümlenin yalnızca bir bölümünü anlamadığınızda bütün sayfayı bırakmayın. O bölüm ana fikri değiştirmiyorsa yanına soru işareti koyup ilerleyin. Daha sonra geri dönmek, belirsizliğe dayanma kasınızı geliştirir. Gerçek hayatta da her cümleyi anında çözemezsiniz; yine de konuşmanın veya işin nereye gittiğini takip etmeniz gerekir.

Yirmi dakikalık yeni ders

Haftada üç kez yirmi dakika ayırın. İlk beş dakika metni durmadan okuyun. Sonraki on dakikada yalnızca anlamı engelleyen üç ifadeyi kontrol edin. Son beş dakikada metni Türkçe iki cümleyle özetleyin ve bir ifadeyi sesli söyleyin. Ertesi gün aynı metnin bir bölümünü tekrar okuyun; tanıdık gelen yerleri özellikle fark edin.

Her hafta metin türünü değiştirin ama uzunluğu benzer tutun. Bir hafta ilan, bir hafta kısa hikâye, sonra uygulama yönergesi. Böylece yalnızca tek bir alanda ezberlenmiş başarı değil, farklı metinlerde yön bulma becerisi oluşur.

İngilizce derslerinde öğrendikleriniz boşa gitmedi. Dilbilgisi size cümleleri inceleme araçları verdi; şimdi bu araçları gerçek metinle kullanma zamanı. On yıl İngilizce görmüş olmanız, on yıl İngilizce okuduğunuz anlamına gelmez. İyi haber şu: Bu farkı kapatmak için yeniden on yıl beklemeniz gerekmiyor. Her gün bitirebildiğiniz kısa bir sayfa, sınıfta yarım kalan bağlantıyı kurmaya başlayabilir.

LinguaLex’teki kısa hikâyeler ve satır içi destek, bu geçişi küçük adımlarla denemenize yardımcı olabilir. Metni önce İngilizce okuyun, desteğe gerektiğinde bakın ve en önemlisi, sayfanın sonuna ulaşın. Okuma becerisi, doğru cevabı bilerek değil, anlamı ararken yolda kalmayarak büyür.

Bir süre sonra eski bir ders kitabını açıp kendinizi ölçmeye çalışmayın; gerçek bir sayfayı ölçün. Bir iş ilanının ne istediğini, bir yardım sayfasının hangi adımı önerdiğini veya kısa bir haberin ana fikrini bulabiliyor musunuz? Cevap evetse, İngilizceyi yalnızca öğrenmiyor, kullanıyorsunuz. Sınıfta eksik kalan aktarım tam olarak burada gerçekleşir: dil, sınav sorusundan çıkıp hayatınızdaki bir amaca bağlanır.